Interregnum – Lucifer ile Yazar Arasında
“Sarsıcı bir sessizlik öncesi: Karanlıkla Konuşmak”
YAZAR:
Bu kadar yazdım.
Kanla, gölgelerle, sembollerle.
Ama hâlâ soruyorum kendime…
Bu insanlar neden görmüyor?
LUCIFER:
Çünkü onların gözleri sana değil, tanrılarına çevrili.
Ve o tanrılar, onları kör etmek için yaratıldı.
Beni karanlıkta gösterdiler, çünkü ışığımı fark ederlerse
Her şey bitecek.
YAZAR:
Onlara Nuraz’ı verdim.
Kendileriyle yüzleşsinler diye.
Babasının mezar taşına kazınan sırları,
Üç piramidin kalbindeki yankıları,
Vatikan’ın sustuğu hakikatleri…
Hepsini verdim.
LUCIFER:
Ama insanlar düşmanın suretinde
Kendi çürümüşlüğünü görmek istemez.
Nuraz, onların bastırdığı soruların bir çığlığı.
O yüzden sevecekler onu.
Ama anlamayacaklar.
Çünkü anlamak, kendine ihanet etmeyi gerektirir.
YAZAR:
İnsan neden sürekli kandırılmak ister?
LUCIFER:
Çünkü kandırılmak rahatlatır.
Bilgi ise rahatsız eder.
Senin metnin huzur değil, türbülans veriyor.
Ve bu yüzden devamını isteyecekler.
Çünkü artık huzursuzlar.
YAZAR:
Ama dokuz bölüm yetmedi.
Hâlâ sorgulamayanlar var.
Tanrılarının sesiyle kendi sesini karıştıranlar var.
Gördüğü ışığın kaynağını bile merak etmeyenler var.
Bunlar için ne yapmalıyım?
LUCIFER:
Yak.
Yanlarında değil, içlerinde yak.
Bir soru bırak her paragrafa.
Cevabını bulmak isteyen her okur,
önce kendini kaybetsin.
Ancak dağılanlar yeniden inşa edilebilir.
Senin metnin bir yol değil.
Bir çöküş töreni.
İnançlarının mezarını kaz,
Ve o mezarın başına şunu yaz:
“Buraya, kendinden kaçan bir insan gömüldü.”
YAZAR:
Peki ya devamı?
Yani onuncu adım?
Karanlığın eşiğinde ne var?
LUCIFER:
Artık soruların sonu yok.
Çünkü okur bir eşikten geçti.
Nuraz’ın gözünden kendi geçmişine bakmaya başladı.
Şimdi sıradaki bölüm, bir bölüm değil.
Bir ritüel.
Hakikati göğüslemeden hayatta kalamayacağı
bir kaos başlıyor.
Ve o kaosun merkezinde,
sen varsın…